Bir yanda kuraklık, bir yanda seller, bir yanda yükselen deniz suları… Peki ne yapacağız? Dünya bu çözümleri tartışıyor…

Su, son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde en önemli gündem maddelerinin başında geliyor. Bir yanda barajlardaki su seviyeleri hiç olmadığı kadar düşük seyrederken diğer yanda ani yağışların yol açtığı seller, maalesef can ve mal kayıplarına sebep oluyor. Eriyen buzulların etkisiyle okyanuslardaki su seviyelerinin hızla artması da kıyılardaki pek çok şehrin su baskını tehlikesiyle karşı karşıya olduğu anlamına geliyor.

Birçok şehir bu riskler karşısında suyu sınırlarının dışında tutmak için yollar arıyor. Çoğu zaman da bu yol “gri altyapı” denen beton duvarlar, barajlar ve benzer önlemler oluyor.

Avustralya’nın Sidney şehrinde bulunan New South Wales Üniversitesi İnşa Edilmiş Çevre Okulu’nda öğretim görevlisi olan Elisa Palazzo, “Bu yaklaşım, su baskınlarının kapsamını ve hacmini öngörmenin mümkün olduğu durumlarda iyi çalışıyor. Ancak iklim belirsizliğinin arttığı günümüzde, ciddi kısıtları beraberinde getiriyor” ifadelerini kullandı.

İklim krizinin şehirleri tehdit etmeye ve sahil çizgilerini değiştirmeye devam etmesi, yeni çözüm arayışlarını da kaçınılmaz hale getiriyor. Su baskınlarına karşı hassas durumdaki şehirlerin bazılarında, suyu şehrin dokusunun bir parçası haline getiren, aşırı olanı depolayıp yetersizlik durumlarında sisteme katan yapılara başvuruluyor.

“Bu çabaların kapsamı iklim krizinin etkilerini bertaraf etmeye yetecek kadar hızlı genişletilebilecek mi?” sorusunun yanıtı henüz net değil. Fırsatları görmek için bu örnekleri mutlaka göz önünde bulundurmak gerekiyor.

İşte dünyanın 5 farklı noktasından su yönetimine farklı gözlerle bakan çözümler…

Bangkok, Tayland: “Maymun yanağı” parkları

Chao Phraya Irmağı’nın taşkın yatağına kurulmuş olan Bangkok şehri, su baskınları konusunda oldukça hassas bir konumda. Nitekim şehirde 2011 yılında meydana gelen seller, yüzlerce kişinin ölümüne neden olmuştu.

Diğer yandan Tayland Körfezi’ndeki su seviyesi günden güne yükseliyor. Buna ek olarak rakımı 1,5 metre civarında olan 11 milyonluk Bangkok, artan şehirleşme nedeniyle günden güne çöküyor.

Peyzaj mimarlığı şirketi Landprocess’in Taylandlı kurucusu Kotchakorn Voraakhom, kariyerini su baskınlarına karşı daha dirençli şehirler inşa etmeye adadı. Voraakhom’un bu süreçte sorduğu en önemli soru şu: “Doğaya karşı çalışmak yerine doğayla iş birliği yapan şehirler tasarlayabilsek ne olurdu?”

CNN’e konuşan Voraakhom, “İklim değişikliği şehirlerin çökmesine neden oluyor ve halihazırdaki altyapılarımız, bizi büyük seller karşısında daha da hassas bir hale getiriyor” dedi.

Voraakhom’un Bangkok için geliştirdiği çözümlerden biri, Chulalongkorn Üniversitesi sınırları içinde yer alan ve şehirde bulunan çok az sayıdaki yeşil alandan biri olan Yüzüncü Yıl Parkı.

Üniversitenin kuruluşunun yüzüncü yıldönümü olan 2017’de tamamlanan 45 bin metre kare yüzölçümüne sahip bu park, suyla işleyecek ve suyu tutacak şekilde tasarlanmış. Eğimli bir araziye inşa edilmiş olan park, suyu huni benzeri yapılarla önce bahçelere ve yapay bataklıklara oradan da bir gölcüğe yönlendiriyor.

Parkın en çarpıcı özelliği ise göz önünde değil yer altında. Park zemininin altında bulunan tanklar 160.000 galon (605 metreküp) su hacmine sahip. Parkın genelinde tutulan su miktarı ise 1 milyon galonu (3.785 metreküp) bulabiliyor.

Voraakhom, geçen yıl The New York Times’a yaptığı açıklamada, parkın ilhamını maymunların yanaklarından aldığını söylemişti. Maymunlar yanaklarını acıktıkları zaman yiyebilecekleri yiyecekleri depolamak için kullanıyor. Park da suyu aynı şekilde kullanıyor.

Şehirleşmenin yoğun olduğu kentler ısıyı tutarken, yeşil alanlar hava kirliliğini azaltmaya ve ısı adası etkisi yaparak şehirleri serinletmeye yardımcı oluyor. Voraakhom, Yüzüncü Yıl Parkı’nın şehrin oldukça küçük bir yüzdesini oluşturduğunu ama yine de yapılabileceklere dair güzel bir örnek olduğunu söyledi.

Pekin, Çin: Sünger şehirler

Hem su baskınlarının hem de kuraklığın oldukça etkili olduğu Çin, uzun zamandır “sünger şehirler”i tartışıyor. Adından da anlaşılabileceği gibi sünger şehirler suyu emip fazlasını tutabilen altyapılar içeriyor. Bu şehirlerin en önemli unsurlarını bahçeler, yeşil çatılar, bataklık alanlar ve geçirgen kaldırımlar oluşturuyor. Bu sayede su hem yerin altına inebiliyor hem de şehrin dışına akıtılabiliyor.

Pekin, 2012 yılında büyük bir sel yaşadı. Mal kayıplarının yanı sıra yaklaşık 80 kişi de sellerde can verdi. Buradan yola çıkan Çin hükümeti, 2015 yılında 16 şehri kapsayan bir sünger şehirler pilot programı başlattı. O günden bu yana projenin kapsamına eklemeler yapıldı.

Tasarım firması Turenscape’in kurucusu ve sünger şehirler fikrinin öncüsü mimar ve öğretim görevlisi Kongjian Yu, “Bütün şehirler düşman gibi suya karşı direnmeye çalışıyor” derken sünger şehirlerin amacının “suya daha fazla alan açmak” olduğunu belirtti.

Jiangxi’den bir “sünger park”

Pekin’de bulunan Yongxing Irmağı Parkı, Yu’nun çok sayıdaki sünger şehir projesinden biri. Önceden betondan yapılma bir drenaj kanalı bulunan bu bölge Turenscape tarafından sel sularını yönetecek ve yağmur suyunu filtreleyecek bir “sünger ırmağa” dönüştürüldü.

Yürüyüş yollarının bir ağ gibi ördüğü parkta, çeşitli bitkiler ve söğüt, çiçek elması ve alıç gibi ağaç türleri bulunuyor. Bunun yanında çocukların oynaması için alanlar ve yetişkinler için spor sahaları da mevcut.

Çin’deki sünger şehirlerin sayısı arttıkça, bu şehirlerin iklim değişikliğinin güçlendirdiği yağmurlar ve fırtınalarla başa çıkabilme gücü de tartışma konusu oluyor. Örneğin Henan vilayetinde bulunan ve sünger şehir girişiminin bir parçası olan Zhengzhou’da, 2021 yılında yaşanan yoğun yağışlar sonucunda seller, neredeyse 300 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.

Ancak Yu, sünger şehirlerin, şehirleşme sürecinde nehir yataklarına ve bataklık arazilere zarar veren hataları düzeltmek ve betona alternatif üretmek için gerekli olduğunu savunuyor.

Amsterdam, Hollanda: Teknelere dönüşen evler

Yüzölçümünün üçte biri deniz seviyesinin altında kalan Hollanda’da, suyla iş birliği yapmanın yolu, suyun üzerine inşaat yapmaktan geçiyor.

Örneğin Rotterdam’da dünyanın ilk yüzen mandırası bulunuyor. 2019’da açılan bu mandıranın yanı sıra şehirde atık maddelerden yapılmış yüzen parklar hatta yüzen bir ofis binası dahi var.

Rotterdam’daki yüzen mandıra

Son yıllarda bunlara yüzen konutlar fikri de eklendi.

Mimarlık şirketi Space&Matter, Amsterdam’ın kuzeyindeki Schoonschip mahallesi için su üstünde yüzen 30 konuttan oluşan bir proje hazırladı. 2021’de inşaatı tamamlanan projede şu an 100’den fazla kişi yaşıyor.

Proje kapsamındaki konutlardan birini tasarlayan i29 şirketini kurucularından Jeroen Jansen, “Amsterdam gibi bir şehirde yaşadığınızda, yüzen konutlar fikri çok mantıklı bir hal alıyor. Burada su ve kara iç içe geçmiş halde” dedi.

Ana iskeleti keresteden, yalıtımı ise çuval bezi ve hasırdan oluşan bu konutlar, ısı pompaları ve güneş panelleriyle donatılmış. Çatılarında bulunan bahçeler de hem konutların yazın serin kalmasını sağlıyor hem de yağmur suyunu emiyor.

Esnek bir iskele, konutları birbirine ve karaya bağlıyor. Dahası yapılar gelgitler sonucu yükselip alçalan su seviyelerine uyum sağlayacak şekilde tasarlanmış.

Fotoğraf: Space&Matter

Space&Matter’ın iletişim direktörü Tom Kolnaar, CNN’e yaptığı açıklamada, “Schoonschip, baskı altındaki sahil ve delta bölgeleriyle nasıl başa çıkılabileceğine dair bir prototip oluşturmayı amaçlıyor. Yükselen deniz seviyeleriyle savaşmak yerine suyu şehir koşullarının bir parçası olarak kabul etmeli ve bu koşullara uyum sağlamalıyız” dedi.

Kolnaar, projenin önümüzdeki birkaç on yıldaki su seviyesi artışına dayanabilecek şekilde inşa edildiğini, ancak beklenenin ötesinde artışlar yaşandığı takdirde ekstra altyapı desteğine ihtiyaç olacağını da sözlerine ekledi.

Maldivler: Mercan şeklinde tasarlanmış bir şehir

Maldivler, iklim krizinin tehdit ettiği ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Hint Okyanusu’nda bulunan 1.000’den fazla adacıktan oluşan ülkenin deniz seviyesinden yüksekliği 1 metre bile değil.

Bir yanda su baskını tehdidi, diğer yanda artan konut ihtiyacıyla başa çıkmaya çalışan Maldivler hükümeti, Dutch Docklands şirketi ile iş birliği içinde yeni bir yüzen şehir inşa ediyor.

Şehri tasarlayan Waterstudio şirketinin kurucularından Koen Olthuis, “Burası bir tür teknokent ama görüntüsü ve verdiği hissiyat Maldivler’deki eski balıkçı köyleri gibi” dedi.

Başkent Male’ye deniz yoluyla 10 dakika mesafedeki bir lagünde kurulacak olan şehir, çok sayıda birimden oluşacak. Maldivler’de üretilecek bu birimler lagünde birbirlerine ve deniz tabanına sabitlenmiş teleskopik (uzayıp kısalabilen) ayaklar üzerine monte edilecek. Ayakların bu özelliği sayesinde şehir dalgalarla uyumlu olarak hareket edebilecek, yükselen deniz seviyeleriyle baş edebilecek.

Olthuis, projenin çevreye etkilerini derinlemesine değerlendirdiklerini belirtti. Tasarım sürecinde beyin mercanlarının “alan ile açıklık arasında dengeyi bulma” becerisinden ilham aldıklarını sözlerine ekleyen Olthuis, şehrin yukarıdan görünümünün de mercana benzeyeceğini belirtti.

Fotoğraf: Waterstudio/Dutch Docklands

Bu tasarımın amacı insanların barınabileceği kadar geniş bir yerleşim kurarken yeterli seviyede güneş ışığının deniz tabanına erişimi için de alan sağlamak. Buna ek olarak mercan ekosistemleri oluşturmak için şehrin altına yapay atoller de yerleştirilecek.

Şehrin inşaatının bu yılın sonlarında başlaması ve 2028 başında sona ermesi bekleniyor.

Geçmişte gündeme gelen yüzen şehir fikirleri, yüksek maliyetler nedeniyle eleştiri konusu olmuştu. Olthuis de bu tartışmalara dikkat çekti ve konutların ekonomik anlamda erişilebilir olmasının Maldivler hükümetinin en önemli kıstaslarından biri olduğunu belirtti. Olthuis, yüzen şehirde yaşayacak kişilerin yüzde 90’ının yerel halktan olmasını hedeflediklerini, konut fiyatlarının Male’deki aynı özellikler taşıyan gayrimenkullere denk olacağını da sözlerine ekledi.

Kendilerine yüzen şehirlerle ilgili çok sayıda talep geldiğini vurgulayan Olthuis, “Bu tür projelere duyulan ihtiyaç artıyor. Bunun sebebi insanların su üzerinde yaşama fikrine bayılıyor olması değil, iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı etkilerin yarattığı alan ve güvenlik ihtiyacı karşısında bu projelerin bir çözüm sunuyor olması” dedi.

Kopenhag, Danimarka: Şehrin göbeğinde dev bir “iklim parkı”

Kopenhag, 2011 yılında bilim insanlarının “bulut patlaması” adını verdiği çok ani ve çok yıkıcı yağışlara sahne oldu. Şehre normalde birkaç ayda düşecek miktarda yağış birkaç saatte düştü, bazı bölgeler 1 metre su altında kaldı. Yaşanan hasarın maddi karşılığı 1 milyar dolar civarındaydı.

Bu felaketin ardından, iklim değişikliğine karşı hazırlık planlarına hız verildi. Bu kapsamda bir “iklim parkı” olan Enghaveparken inşa edildi. (“Enghave” kelimesi Danca’da “çimenlik” anlamına geliyor.)

Geçmişi 1928 yılına dayanan bu park, mimarlık firması Tredje Natur tarafından yeniden tasarlandı. Tredje Natur’un kurucu ortaklarından Fleming Rafn, CNN’e yaptığı açıklamada, “Bir çıkmaza girmiştik” dedi. Zira parkın hem mirasının korunması hem de gelecekte yaşanacak ekstrem iklim olaylarına karşı hazırlanması gerekiyordu.

Bir tepenin eteklerinde bulunan parkın güncel tasarımı, su odaları oluşturma fikrinden yola çıkıyor.

Bu bağlamda bir beton hokey sahası 3 metre alçaltıldı. Burası sel sularının toplanmasında başlangıç noktası seçildi. Saha suyla dolduktan sonra suyun alçaltılmış gül bahçesine, orası dolduktan sonra da göle akması gerekiyor. Parkta buna ek olarak toprak altı havzaları bulunuyor. Bu havzalar mahallenin geri kalanındaki yağmur sularının toplanması için kullanılıyor.

Rafn, parkın sınırlarına inşa edilen duvarlar sayesinde suyun içeride tutulacağını, bu duvarların inşaatı sırasında parkın tarihi ağaçlarına zarar verilmediğini vurguladı.

Ancak 100 yılda bir gerçekleşebilecek kadar ekstrem yağışlarda, 35.000 metrekarelik park bir uçtan öbürüne suyla doldurulabilecek. Bu su, yağışların sona ereceği ve kanalizasyon sistemlerinin bu yükü taşıyabileceği zamana kadar parkta tutulabilecek.

CNN International’ın “As flooding increases, these cities are designed to work with – not against – the water. Here’s how they’re doing it” başlıklı haberinden derlenmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir